Detay

Çocuk Dostu Yazılar
Black mirror arkangel ile “ultra güvenli” çocukluğu yeniden düşünmek

Black mirror arkangel ile “ultra güvenli” çocukluğu yeniden düşünmek

Marie, kızı Sara için her anne gibi en iyisini istiyor ve sayesinde kızını daha iyi koruyacağına inandığı yeni üretim çipinin kızının kafasına yerleştirilmesine karar veriyor.

Çip, Sara'nın kalp ritmini, bulunduğu konumu, vücut salgılarını haber ediyor, en önemlisi de gözünün gördüğü her şeyi Marie'nin elindeki tablete aktarıyor ve kaydediyor.

Bu çip sayesinde Marie, Sara’ya uzunca zaman hayatı toz pembe gösteriyor. Komşularının bahçesinde tel örgü içindeki köpeğin yanından yürürken Sara korkmasın diye çip sayesinde görüntü bulanıklaşıyor ve sesler azalıyor…

Küçükken çip faydalı gibi görünse de Sara büyüdükçe işler değişiyor. Çipin doğru bir ebeveyn takip programı olmadığı anlaşılıyor. Piyasadan da kaldırılan ürün Sara’nın kafasından çıkarılamıyor ancak Marie tableti kapatıp kaldırıyor. Sara ise hayatın riskli yüzü ile henüz tanışıyor. Komşu köpeği ilk kez net olarak görüyor, kanı görüyor, korkuyu tadıyor… Her daim ipleri elinde tutmak isteyen Marie, kızına ulaşamadığı ilk anda yine sistemi açıyor ve ebeveyn koruyuculuğunu aşarak kişi hürriyetinin ötesine geçiyor.

Arkangel’de yaşandığı gibi yüksek düzeyde yetişkin kontrol, koruma ve çocukların denetimine odaklanan güçlü bir ebeveyn normuna dönüş ülkemizde de artıyor. Helikopter, kar küreyici ebeveynler ve tüm bunların sonucunda kaygılı ebeveynler çocuklarına da bu kaygıyı farkında
olmaksızın hissettiriyor. Hatta yerleştiriyor.

Yoğun ama hiçbir şeyi atlamamak isteyen, çocuğu için eniyisini düşünen, çabalayan, çocuğuna yetmeye çalışan bir ebeveynlik anksiyetesi de gelişiyor. Tüm bu anksiyete ile eşzamanlı risk içeren deneyimlerin, çocukların zorlu veya yeni durumlara toleransını ve uyumlanmasını arttırdığına dair “az risk iyidir” görüşü de artıyor. Riskli oyunun da genel olarak çocuk gelişimi ve sağlığı için yararları tartışılıyor, araştırılıyor.

Çocukları koruma ve daha özerk yaşamalarına fırsat tanıma arasındaki gerilim kaçınılmaz olup bu gerilimi düşünmeye yönelik, “iyi riskler” ve “kötü riskler” yaklaşımı gözden geçirilebilir. İyi riskler çocukların büyümelerini, öğrenmelerini kısacası tüm gelişimlerini olumlu yönde destekler; kötü riskler ise çocukların kendilerini değerlendirmeleri zorlaştıran ve belirgin bir yararı olmayan risklerdir.

Çocuklar yeteneklerini keşfetmek ve geliştirmek için enerjilerini yakalayabilecek ve potansiyellerini açığa vurabilecek fırsatlar sunan bir miktar zorlayıcı ortamlarda risk almak isterler. Ancak ebeveynler de çocuklarını sorumluluk duygusu ve özgüven geliştirecek araç ve etkinliklerden “koruyarak” bunlardan yoksun bırakıyor. “Okulsuz Büyümek” kitabının yazarı Ben Hewit, gerçekte bu yoksunluğun çocukları koruduğumuz tehlikelerden daha tehlikeli olduğuna dikkat çekiyor. “Çünkü bu tehlike soyuttur; kan gözyaşı veya kırık kemiklerle sonuçlanmaz ve bu yüzden sanki hiç yokmuş gibi yapmak çok kolaydır.

Elbette çocukların yaşama ve öğrenme biçimleri kültüre, aileye… özgü koşullara bağlı ve ebeveynlerin de aldıkları kararlar bu anlamda büyük oranda kişiseldir. Bu kararlar özgürlük ve gerçek özerklik ile çocukların kişisel alan yaratmalarına saygılı, sorumluluk almalarına fırsat tanıyan ve erişilebilir bir ebeveyn tutumu üzerine odaklandığında çocuklar daha olumlu etkileniyor. Bir dereceye kadar riski kabul etmek, çocukların güvenliklerinin sorumluluğunu teslim etmenin aksine keşfetmenin üzerine kurulu çocukluğu da besliyor.

Koruma adı altında ultra güvenli hale getirdiğimiz dünyada çocuklara nasıl bir duygusal miras kalıyor? Böyle bir ortamda çocukların hangi sosyal duygusal becerileri gelişebiliyor? Özgüven, benlik algısı, özerklik, merak-keşfetme-araştırma, insiyatif alma, problem çözme, empati, sorumluluk… Peki, güvenli bir çocukluk yaratan ebeveynlerin anksiyetesi azalıyor mu?

Henüz yorum yapılmamış.