Sokaklar artık kalabalık, kirli ve tehlikeli.

Ve

Tabiatla ilişkisi azalmış, okul-ev penceresinden dünyayı gören,

Yaşam çevreleriyle, toplumla ilişki duyguları zayıflamış ve güvensiz,

Kültürel mirastan yoksun,

Duygusal ve sosyal gelişimi sekteye uğramış,

Sağlıksız beslenen ve hareketsiz,

Serbest zamanlarını değerlendirme özgürlüğünden yoksun, avm kültürlüsü,

Teknoloji bağımlısı ve siber zorbalıkla karşı karşıya,

Gerçek yaşam deneyimlerinden mahrum,

Tartan pisti ve plastik bir salıncağı, kaydırağı oyun bilen,

Öğrenmeyi sınıf, ders ve öğretmenden ibaret bilen bir nesilden bahsediyorum.

Peki,

Pedagoji üzerinde daha çok kafa yorduğumuz,

Çocuk haklarını gözettiğimiz,

Çocuk gelişimi kitaplarının raflarda bunca kalabalık ettiği,

Anne baba eğitimlerinin dolup taştığı,

Uzman ve pedagogların yanıtsız soru bırakmadığı,

Öğretmenlerin o sempozyum senin bu konferans benim mesleki gelişim sertifikalarını bir bir biriktirdiği,

Silikon vadisi çocukları örgü örerken, teknolojinin eğitim sistemimizin yaralarını sardığı,

Okulların her şey dahil sisteminde 5 yıldızlı otele döndüğü,

Öğretmenlerin işlenmedik konu bırakmayıp ders kesim raporlarını eksiksiz teslim ettiği… bu dönemde niçin çocuklarımız mutsuz ve daha az başarılı?

Çocuk oyun alanları çok bir kentten,

Metrekaresi büyük bir odadan,

Sayfaları, soruları bol bir kitaptan,

Nicelikselden öte!

Niteliksel bakmayı ön plana alamadığımız için.

Çocukla uzlaşılmış çocuktan, pedagojiden çıkarılmış çocuk dostu politikaları ve programları,

Çocuğun gerçek ve doğal çocukluk ihtiyaçlarını gözeten girişimlere ve çocuk odaklı çalışmalara yer vermenin henüz farkındalığını geliştiremediğimiz için.

Çocuk algısı ve imajı, çocuk haklarının farkındalığı öğretim programlarında, içerik üretiminde, okulların mimarisinde, kentin peyzajında  bize başka bakış açıları kazandıracaktır. Çocuk dostu bir kent, belediye, okul, oyun alanı, program… yolunda bizden selam olsun…